Köksal ile 7 Haziran’dan 1 Kasım’a

Usta siyasetçi Alaettin Köksal, Kulis Dergisi’nin sorularını cevapladı. 7 Haziran seçimlerinde 1 Kasım seçimlerine kadar geçen sürecin konuşulduğu röportajda çok özel konulara değinildi.

Köksal ile 7 Haziran’dan 1 Kasım’a

Köksal, AK Parti’nin neden tek başına iktidar olamadığından bölgedeki politikalarına kadar her konuda dobra dobra konuştu.

Röportajımızın ilk sorusu,  Alaettin Köksal kimdir ne iş yapar kısaca kendini topluma nasıl tanıtmak ister? 

1954 yılında Trabzon ilinin çaykara kazasının Yeşil alan köyünde doğdum.  9 kardeşin beşincisi olarak dünyaya geldim. İlkokulu köyümde, ortaokulu çaykara ilçesinde lise tahsilimi Trabzon ticaret lisesinde yüksek tahsilimi Eskişehir Anadolu üniversitesinde tamamlandım. Evli dört çocuk babasıyım,  iki kızım ilahiyat mezunu,  küçük kızım Sakarya ilahiyat fakültesi üçüncü sınıf öğrencisi, oğlum işletme fakültesi mezunudur. 

1976 tarihinden itibaren Kocaeli vilayetinde ikamet etmekteyim. Siyasette milli selamet parti gençlik kollarında başladım. Refah partisi il yönetim kurulu üyeliği, il başöğretmeni, il hatibi, İl başkanlığı görevlerinde bulundum. Refah partisi döneminde üç dönem milletvekili adayı, bir dönem Uzunçiftlik beldesinde belediye başkanı adayı oldum,  çok az oy farkıyla seçilemedim. Fazilet partisi döneminde il müfettişliği, Merkez karar yönetim kurulu üyeliği, milletvekili adayı oldum. Saadet partisinin genel merkez kurucular kurulu üyeliği,  Genel idare kurulu üyeliği, milletvekili adayı oldum

İş hayatımda Bayındırlık bakanlığında istatistik şefi olarak göreve başladım. 1976 tarihinde Kocaeli Bayındırlık müdürlüğü emrine muamelat şefi olarak atandım. Daha sonra 506 sayılı kanun kuvvetindeki kararnameyle aynı müdürlükte personel ve idari işler müdürlüğü görevini yürüdüm. 657 sayılı devlet memurları kanununa tabi olmadığımdan rahatlıkla siyasi faaliyetlerimi yürütüyordum.

28 Şubat 1998 postmodern darbe surecinde Kırşehir Bayındırlık müdürlüğü emrine tayın edildim. İl başkanlığını yürüdüğüm Refah partisi kapatılma surecini yaşarken partimi yol ortasına bırakıp Kırşehir’e gitmedim, 25 yılık hizmetimi tamamlayamadan görevimden istifa ettim.  Partimin başında il başkanı olarak kaldım. İki seneden fazla inşaatlara çalışarak inşaat emeklisi oldum.   Anlayacağınız 28 Şubat sürecinde bedel ödeyenlerden biriyim.

Hiçbir zaman mağduriyet edebiyatı yapmadım. Bizleri mağdur edenlere de sitemim olmadı. Takdir Yüce Allah’ındır dedik, biz görevimizi engel olanlarda görevlerini yaptı.  

7-Haziran-2015 seçimlerinde Ak partisinde aday adayı oldum. Aday olmamın gerekçelerini de üç cümle ile izah ettim, ( Kazanılan özgürlüklerin ve manevi hakların teminat altına alınması için yeni bir anaya yapmak, her türlü iç ve dış vesayetlerden kurtulmak için başkanlık sistemine geçmek,  ülkenin kalkınmasını istemeyen şer güçlere karşı saffımı belli etmek için) aday adayı oldum. 

Kocaeli vilayetinin her mahallesinde her sandık bölgesinde siyasi konuşmalar yaptım, konferanslar verdim.  Yıllarca Milli gazete, Akit ve yeni akit gazetelerinde makaleler yazdım. Halen özgür Kocaeli gazetesinde her çarşamba günü yazmaktayım. Tabir caizse biz pişirdik başkaları hazıra kondu.  Tavuk bir yumurta yapar, mahalleyi ayağa kaldırır, at koca bir tay doğurur ev sahibinin de haberi olmaz.  Sizlerin aracılığıyla kendimi bu şekilde tanıtmış oldum.

 

7-Haziran-2015 seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

7-Haziran 2015 seçimlerinin sonuçları iç ve dış çevrelerin ortaklaşa planladıkları bir siyaset mühendisliği olarak karışımıza çıkmıştır. Ak partisine anayasa yapma çoğunluğuna kavuşmaması için tüm siyasi partileri ortak bir muhalefet anlayışı etrafında birleştirdiler, halkı da algı operasyonlarıyla yönlendirerek Ak partisini beklemedikleri bir şekilde iktidar olmasına engel oldular. Böyle bir neticeyi, Sayın Melih GÖKÇEK hariç,  AK partisi ve diğer muhalefet patileri beklemiyordu.

Ak partisi böyle bir neticeyle karşılaşacağına ihtimal vermediğinden siyaset mühendislerinin planlarına ve algı operasyonlarına çok fazla kulak vermediğinden, Ak partisine karşı yapılan iç ve dış saldırılara karşı yeterli olacak önleyici tedbirler almamıştır. Genel merkez dâhil taşra teşkilatları ayaklarını yere sağlam basmamışlardır. Aday tespitlerinde isabetli olamadılar.  Ayrıca, milletin Sayın Erdoğan’a karşı olan sevgisine,  üst üste seçim kazanma alışkanlığına inanarak, iktidar gücüne, yaptıkları hizmetlere güvenerek halkın arzu ettiği adaylara milletin karşısına çıkmadıklarından 7-Haziran seçimlerinde beklemedikleri bir netice ile karşı karşıya kaldılar. Ak partisi haziran seçimlerini doğru okuduğuna tam kani değilim. Hala eski abdestiyle yola devam ettiğin düşünmekteyim. Millet önceki seçimlerde adaylara bakmadan, Sayın T.Erdoğan’a olan sevgi ve güvenden dolayı Ak partisine oy veriyordu. Haziran seçimlerinde hem Erdoğan’ hem Davutoğlu’na olan güvenlerinin yanın adaylara bakarak karar vermeye başlamıştır. Üçüncü ayakta eksiklik olunca neticede böyle olmuştur.

AK partisinin yeni MKYK oluşumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Merkez karar yönetim kurulunda görev alan arkadaşların çoğunu tanımam, tanıdığım arkadaşlarında bugüne kadar kamuoyunu etkileyecek icraatlarını duymadım. Bundan sonra ne yaparlar hep birlikte göreceğiz.  Her meslek ehli tarafından yapılmalı siyasette ehil olanların eliyle yürütülürse başarılı olur. Siyasetin planlayıcıları MKYK üyeleri olmalıdır. Siyaseti genel başkana ihale ederek siyaset üretmeyenler veya üretemeyenler siyaset alanından kendi rızalarıyla çekilmelidirler. Çekilmeyenler olursa, liderler üretmeyen siyasetçiye el çektirmelidir.  

1-Kasım-2015 seçimlerinde seçime giren partilerin milletvekili adaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her bir parti en iyi neticeyi almak için, milletvekili adaylarını tespit ederken, çok yönlü hesaplar yaparak adaylarını tespit etmeye çalışırlar. Milletvekilli adaylarını ve partilerin yaptıkları aday tespitlerini en doğru bir şekilde halkımız değerlendirecektir. Bu değerlendirmeyi 1-Kasım 2015 seçimlerinde hep birlikte göreceğiz. Benim hiçbir partinin adayını değerlendirme gibi bir görevim yoktur. Benim değerlendirmeme adaylar seçildikten sonra yapacakları olumlu/ olumsuz icraatlarına göre bir değerlendirmem olacaktır. Her hangi bir partinin aday tespitlerinde bulunsam o zaman gerekli değerlendirmemi yapar, halkada hesabını verirdim. Özetlersem bazı partilerin aday tespitleri yüz üzerinden %50-60 oranında, bazı partilerde 60-70 arasında isabet etmişlerdir.

 

 Aday tespitlerinde hiçbir parti %100 veya %80 oranında isabet edecek bir aday tespiti çalışması yapmadıklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Aday tespitleri yapılırken birinci sıradaki aday’ın gücü ne ise 11 sırdaki adayın gücü de aynı olmalıdır. Listeyi ters çevirdiğinizde birinci sıradaki aday 11. Sıraya 11. Sırdaki aday birinci sıraya geldiğinde, parti içinde, teşkilatlarda ve kamuoyunda hiçbir sarsıntı olmaması gerekir.

Önümüzdeki 1-Kasım-2015 seçimlerinde Kocaeli bölgesinde sizce nasıl bir sonuç bekleniyor?

Seçim sathı mahallini girdiğimiz şu sıralarda, bu sorunuza cevap vermek istemiyorum, doğruda olmaz.  Şuracıkta ne kaldı, 20 gün sonra net sonuçları hep birlikte görmüş olacağız. Şu saate tahmin yürütmek, kanaatlerimize söylemek,  yönlendirmeye vesile olacağından, hiçbir partiye ve adaya haksızlık yapmayı uygun görmem.  Siyasetle ilgilenen herkesin tahmini olduğu gibi, elbette benim de bir tahminim vardır. Bu hususta düşüncelerimi 30-Eylül-2015 tarihli makalemde yazmaya çalıştım.

Güçlü bir Türkiye için siyasetten yapılması gerekenler nelerdir. Bu sorunuza bir iki cümle ile cevap vermek saygısızlık olur. Bu konuda onlarca makale yazdım.  Takdir edersiniz ki, bu güne kadar yazdıklarımı konuştuklarımı, zihnimden geçenleri, sayfa imkânları sınırlı olan bir röportajın içinde her şeyi anlatmakta mümkün değildir.

Özetle anlatmak gerekirse; siyaseti ehli olan kişiler yapmalıdır. Ülke ve dünya siyasetini günü gününe çok iyi takip ederek siyasi projeler üreten insanlara yol verilmelidir.  İl bazında yerel gazeteler her partinin adaylarını çok iyi tanıyarak ve tanıtarak siyaset kurumuna dolayısıyla siyasi partilere yardımcı olmalıdırlar.  Siyasilere ve bürokratlara, millet adına hesap soran tarafsız bir medya kurumu oluşturulmalı. Siyaset yapmak isteyen kişiler, ülkesinin resmini beyninde kalbinde çizmelidir. Siyasetçi beyninde ve kalbinde çizdiği resim ile masanın üstündeki resim, birbiriyle örtüşmelidir.

 Siyasetçiler, siyaset kurumu ve ülkenin yönetiminde etkili ve yetkili olan sivil ve resmi organlar,  iş adamları, bürokratlar ülkenin resmini çok iyi okumalıdırlar, resme dışarıdan yapılan siyasi ve ekonomik müdahalelerin neden ve sonuçlarını çok iyi analiz ederek ciddi ve tutarlı kararlar almalıdırlar. Her türlü ihtimaller düşünerek önleyici tedbirleri alma hususunda geç kalmamalıdırlar. Bütün bu çalışmalar birlikte yapılarak karara bağlanmalıdır.

Güçlü bir Türkiye için, siyasilerimiz ve diğer resmi ve sivil kurumlar ülkenin yer üstü yer altı kaynaklarını, tarihi geçmişini, etnik yapısını, kültürünü doğru bir şekilde okuyabilmeli, okuduğunu anlamalı, anladığını da toplumun anlayacağı bir şekilde anlamlandırarak, 78 milyon insanımızı,  ülkenin milli menfaatlerine doğru yönlendirmelidirler.

Siyasi partilerimiz sivil ve resmi organlarımız, milli konularda birbirlerine muhalefet etmemelidirler. Siyasi partiler tefrika yarışında değil hizmet yarışında olmalıdırlar ve halkı yaptıkları veya yapacakları milli hizmetleriyle ikna ederek güçlü Türkiye’nin kurulmasını istemeyenlerin karşısında birlikte çıkıldığı gün güçlü bir Türkiye’nin kurulmasının önüne hiçbir engel kalmayacaktır.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.