EĞİTİM SİSTEMİ:" SİSTEMİ OLMAYAN EĞİTİM!"

Ezgi Burkay mikrofon.com.tr'ye özel yazıları ile her Çarşamba okurlarına seslenecek...

EĞİTİM SİSTEMİ:

" Bir ülkenin geleceği; o ülke insanlarının göreceği eğitime bağlıdır. "
"Fazla zırh, çok az beyin, işte dinozorların neslinin tükenmesinin nedeni! "
ARNOLD, Max
Bir milletin geleceğini aydınlatan en önemli konu şüphesiz ki eğitimdir. Müslümanlıktan sonra 900'lü yıllara kadar Araplar, 1000 - 1600 yılları arasında Türkler, 1492'den sonra Avrupa, Rusya döneminde Almanlar, 1861 iç savaşından sonra Amerika, 1870'lerde Maici döneminde Japonya; hep eğitime verdikleri önemin katkılarıyla gelişmişlerdir. Bu nedenle eğitim göz ardı edilemez. Fakat yaşadığımız ülkede nasıl bu kadar görmezden gelinebiliyor  bunu da anlamak mümkün değildir.
Türkiye'de  gereken en önemli şey, Türk’lerine: " Türklük" özelliklerini hayata uygulamalarını, söylemek olursa; başarı işte o zaman elde edilir. 
EĞİTİM SİSTEMİ " OLMAYAN " SİSTEM! SİSTEMSİZLİK DE DENİLEBİLİR.
Türkiye'nin modernleşme adına geride kalmış olmasının mutlak sebebi olan fazlasıyla yetersiz sistemdir. Türkiye gibi genç nüfusu ve buna bağlı potansiyeli yüksek bir ülkede nasıl olur da bu kadar sistemsiz, standartsız bir eğitim anlayışı varlığını sürdürebilir. En alt basamağından, en üstüne kadar imkânsızlıklarla mücadele eden bir sistem nasıl olur da bu ülkeyi geleceğe hazırlayabilir?
Bu gibi soruların cevapları, düşünen her insan için açıktır ama ne yazık ki çözümler bizim ülkemiz için o kadar da kolaylıkla uygulanabilecek şeyler değildir. Hükümet ve gelecek hükümetler bu konuda çok esaslı reformlar yapmadıkça bu sistemi düzeltmek mümkün değildir. 
Hepimizin içinden geçtiği eğitim kurumları bize, ezberlemekten, birbirimizle yarıştırmaktan başka ne yaptı bilmiyorum. Eğitim kurumlarının insanlara yetenek ve yatkınlıklarını işaret eden yerler olması gerekir ama canım ülkemdeki eğitim kurumları, öğrenciye öğretilebilecek ne varsa ezberletmeye çalışan" sözde eğitim kurumları" dır. Bu ezberci eğitim, yeni nesillere yapılmış en büyük eziyet ve hakarettir. Sürü toplumunu oluşturan bireyler, bu eğitimle yetişenlerdir. İsimlerini ve sayılarını bilemediğim kadar çok sınavla yetişen nesilden yaratıcılık beklemek saçmalık olur! 11 yıl okuyup, 3 saatlik YGS, LYS gibi bir sınavla sınanmaya dayanan bir sistem bu!
Eğitim sistemindeki tek tipleştirmeyle birlikte, resmen sınavlara yönelik robotlar yetiştiriyoruz. Aileler sınavlarda başarısız olan çocuklarına kızıp, küçümsüyorlar, üstelik sınavlarda daha başarılı olan, eş-dost çocuklarıyla kıyaslamalar da malum.
Okulların yanında bir de etüt merkezleri, dershaneler var. Bunların varlığı bile sistemin bozukluğunu ortaya koyuyor. Öğrenciler daha da "asosyal ve sınav bağımlısı" hale geliyor. Kaldı ki bu sınavlara olan güven azaldı ve gittikçe de azalıyor. Zamanında duyulan şifre iddiaları, yanlış basılan kitapçıklar, yanlış sorular. YGS'ye bir, iki ay kaldı, insanlar ; " yine bir pürüz çıkacak mı?" diye merak içindeler. Bir sistemden bahsedebilmek için öncelikle o sistemin oturduğu temeller olmalıdır, maalesef ki ülkemizde eğitimin oturmuş olduğu bir temel yoktur! En küçük sarsıntıda yıkılacak olduğu kesin. Milli Eğitim Bakanlığı kafasına estikçe bir şeyler kaldırıp, yerine başka şeyler ekliyor. Hiç kimse de kalkıp " neden böyle " demiyor. 
Öğretmenlere de değinmeden edemeyeceğim. Pardon " sözde öğretmenlere!"
Çoğu öğretmenin derdi; "sana söyleneni al, düşünme, ezberle! "Ben saatimi doldururum, paramı alırım zihniyeti!"
Evet, bu bahsettiğim sözde eğitmenler, sadece saatlerini doldurmak için derslere öylesine girip, öğrencilere hiç bir şey vermeden dersten ayrılıyorlar. Başka örnekler de var; bazıları da sadece ego tatmini için derslere giriyorlar, hatta öyle ki kibirleri kendilerini aşmış durumda. Çoğu da kişisel sorunlarını okulda çözme yolunda ilerliyorlar. Kendi sorunlarının acısını, streslerini öğrencilerden çıkarıp rahatlıyorlar. Öğrenci bilgi aldı mı, almadı mı umurlarında değil. Eğitmenler böyle olunca, öğrencilerden ne beklenebilir, bir de siz düşünün... Mesleğini hakkıyla yapan öğretmenler biliyorum, sözüm onlara değil yanlış anlaşılmasın. 
Velhasıl üniversite eğitimim sürecinde bile; yaratıcılığı geliştirmenin bir hayli olduğu o dönemde, daha da köreltilmektedir. Bugün ben sahip olduğum yetenekler yerine başka bir mesleği seçmek zorunda kaldıysam, hata yalnızca bende değil, beni buna mecbur eden sistemdedir! Üniversite eğitimi akademik yetenek kazandırmak için verilmektedir lakin bu yeteneği kazandıracak uygulama yok. Çoğu üniversite eğitimcisi, on yıl önce hazırladıkları ders konularını neredeyse hiç değiştirmeden hala anlatmakta, öyle ki vizelerde, finallerde senelerdir sorulan sorular bile değişmemiş, böyle de gülünç. Sürekli kendi kendilerini tekrarlıyorlar. İlhan Arsel'in "Biz Profesörler" kitabını okumanızı öneririm. Bu kitapta çoğu profesörün hali hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.
Eğitim sistemimizin bozulması 1940'larda köy enstitülerinin kapatılmasıyla başlamıştır. Sistemimizin yobazlaşmasının nedenleri arasında dış etkenler de vardır. ABD'nin bize 1930'lardan sonra verdiği borçlar ve ülkemizin ekonomisinin onlara bağlı olması ABD'nin işine gelmiştir. Çünkü bilir ki Türkiye'nin sorgulayıcı bir toplum olması kendisinin çıkarlarına ters düşecektir. Bu yüzden; sistemimiz günden güne çökertilmiştir. Buna da gençlerden Türkiye'nin temelinden başlamışlardır. Bunun en kanıtlayıcı sonucu her yerde videolarının bulunduğu üniversite gençlerinin önemli sorulara verdikleri gülünç ( ağlanacak halimize gülüyoruz ) cevaplardır. İşte sorulardan bir kaçı ve verdikleri cevaplar:
Tayyip Erdoğan Kimdir?
-Başbakan değil miydi?
Abdullah Gül Kimdir?
-Bilmiyorum.
Yaşar Büyükanıt  Kimdir?
-Ona oy vermeyeceğim.
Maliye Bakanı Kimdir?
-Onu da bilmiyorum.
İşte çoğu üniversitelinin hazin sonu. Daha ülkelerini yöneten kişilerden haberleri yok. Sözü fazla uzattım farkındayım. Yazımı II. Abdülhamit Han'ın sözüyle bitirmek istiyorum. : "Ben fenalığı iki, iyiliği bir defa düşünürüm! Tekerrür eden tarih değil, hatalardır! Toplumu daha kolay güdebilmek için onu bilgisiz ve cahil bırakmak gerekir! "

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.