Bir ülkede iki ordu olmaz

Ahmet Davutoğlu, Ece Üner'in sunumu ile Habertürk TV ekranlarında yayınlanan Enine Boyuna programına konuk oldu.

Bir ülkede iki ordu olmaz

İşte Davutoğlu'nun konuşması'ndan satır başları:
Bu çapta bir şeyi tarihimizde görmedik biz. En sofistike silahları kullanarak devletin kurumlarını felç etmek, bombalamak ve halka karşı hava bombardımanı yapmak. Bunu biz Suriye'de gördüğümüzde büyük bir hiddetle karşılamıştık. İlk defa, bir darbe karşısında bütün bir halk sokağa döküldü. Bu bizim en büyük gücümüz. 
Hiç kimse bu darbeyi duyduğunda "bana yarar mı" diye düşünmedi. Halk, "kaderimi ben belirlerim" dedi. Bu anlamda özel bir tavırdı. Milletin özne olması sebebiyle, bir daha kimsenin böyle bir darbe teşebbüsünde bulunmayacağı inancını buradan çıkarabileceğimizi düşünüyorum.
Bizim yapmamız gereken en önemli şey TSK'yı bu travmadan çıkarmak ve gerekli atamaları yapıp o hiyerarşik düzeni tekrar kurmaktır. Bunun hemen yapılması lazım ki halk "bu benim ordum, bana silah çekmez" diye güven duyacak. 
Ordu içine ikilik virüsü bulaşırsa devlete de yansır. Ordunun aidiyetinin devlete olması lazım.
Bu çete benim Dışişleri Bakanlığı'mdaki odama girdi. 
O komik bildiriyi o gece dinlediğimde, güya Türkiye'deki laik kesimleri yanlarına çekme çabası var, bir takım dürtüleri harekete geçirmeye dayalı, ama hiç kimse, AK Parti'ye muhalif kesimler de itibar etmedi. Herkes dedi ki, bunun arkasında bir çete var. Ve çetenin niyeti devleti ele geçirmek. 
O darbe başarılı olsaydı, gelen darbecileri kim denetleyecekti? Hangi yargı sistemi onlara karşı sesini çıkarabilecekti? 
Bu ülke hepimizin. 
Bir, milletin alan çıkması. Bu en önemli faktör. İkincisi, siyasi kadrolar olarak bizler bir bütün olarak tek ses verdi. Üçüncüsü AK Parti dışındaki siyasi kadrolar. Kılıçdaroğlu ve Bahçeli "ama"sız darbeye karşı çıktı.
Sayın Hulusi Akar Paşamızın demokrasiye nasıl bağlı olduğunu bilirim. Diğer kuvvet komutanlarımızı da yakından tanırım. Hiçbiri prim vermedi. Bu emir-komuta zincirinde bir darbe niteliği kazanamadı.
Hala ben risk olduğu kanaatindeyim. Bu hainler kendi halkıne silah çekenler başka yollar içine girebilirler. Darbecilik bir virüs gibidir, bu virüsü hiç sokmamak lazım. Onun için şimdi benim gördüğüm birinci önceliğimiz TSK'yı tekrar konsolide etmek. Virüsü aldınız, ilki atlatırsınız, ama nekahat dönemindeyken vücut başka virüsler girerse kontrolü zorlaşır.
BURADA TOPLUM BİR ARADA DURDU
Halka merhamet göstermeyen unsurlara biz merhamet gösterirsek milletin ve devletin bekası tehlikeye düşer. 
Bir milletin toplumsal konsolidasyonunu tahkim etmeliyiz. Toplumu darbeye, bu virüse karşı aşılamak lazım tabiri caizse. 
Bu hareketi yapanlar milletin bütününe saldırmıştır.
Siyaseti tahkim etmek lazım. Darbe gelseydi, siyaset bitmiş olacaktı. Hiçbir siyasi kendini parti grubunda bile güvende hmeyecekti. 
Üçüncüsü TSK'yı, dördüncüsü kamu düzenini tahkim etmek lazım. 
Şu anda aradığımız şey, güven. Herkes kendi yakınındakinden şüphe etmeye başlarsa, sizi koruyacak olandan şüphe ederseniz nereye gider bu? 
Genelkurmay Başkanımız ve üst komuta bana bağlı kaldı. Ve bağlı kalmaları sebebiyle de direndiler. Ve o günkü açıklama teyit edilmiş oldu.
BİR ÜLKEDE İKİ ORDU OLMAZ
Eeğer Akın Öztürk Hava Kuvvetleri'nde komutan olarak kalmaya devam etseydi, nasıl bir tabloyla karşı karşıya kalırdık herhalde herkes takdir eder. Tedbiri geçen seneden almaya başladık. Kripto unsurlar bu darbede kritik rol oynadı. 
Bir ülkede iki ordu olmaz, iki adalet olmaz. 
Cumhurbaşkanımız ailesiyle birlikte Marmaris'te bir saldırıdan, bir suikastten kurtuldu. Cumhurbaşkanımız ile iki dost olarak bu konuları görüştük. 
Türkiye bütün dış bağlantıları itibariyle ciddi bir diplomasi geleneğine sahiptir. Son derece dikkatlidir. Fransa'da bir terör saldırısında masum insanların ölmesi üzerine tepki verdik. Eeğer müttefik ülkeler bizim parlamentomuz bombalanırken seslerini çıkarmıyorlarsa burada saygıdan bahsetmek mümkün değildir. 
Maalesef son yıllarda gerek Avrupa gerek Amerika darbeler ve demokrasi konusunda çok kötü sınavlar verdi. Sessiz kalmanın bedelini sadece Mısır ödemedi. Bugün ümitsiz bir Ortadoğu varsa, kim öldürdü o ümitleri? O ümitleri sadece Esad'ın uçakları ya da Sisi'nin katliamı ve bunların içinden çıkan IŞİD denen adi terör örgütü öldürmedi. Uluslararası toplumun sessiz kalması buna sebebiyet verdi. Türkiye de bu kriz sarmalının içine sokulmak istendi. 
Türkiye NATO'ya kendi iradesiyle girmiştir, kendi iradesiyle oradadır. Eğer biri Türkiyesiz bir NATO'nun daha güçlü olacağını düşünüyorsa, hayal kuruyor demektir.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.