banner213

Beştepe'den İran'a yanıt geldi!

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, son olarak Hamaney’in başdanışmanı Ali Ekber Velayeti'den gelen tehdit dolu açıklamalara cevap verdi. Velayeti, Türk askeri için 'Ya kendileri çıkar ya da çıkarılır...' demişti.

Beştepe'den İran'a yanıt geldi!

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
İran ile yaşanan gerginlik üzerine açıklamalarda bulunan Kalın şunları söyledi:
İran bizim önemli bir komşumuz, uzun bir sınırımız var. Hem ikili ilişkilerimizde hem de bölgesel sorunların çözümünde biz hep diyalogdan yana olduk. Bu zaman zaman İran yönetiminin belli bölgelerdeki doğal sınırlarını aşan nüfuz elde etme çabalarını görmezden gelmemiz anlamına gelmiyor. Biz bunu Suriye ve Irak sahasında yaşamaya devam ediyoruz. 'Rejimin daveti ile gittik' gibi bir argümanın bizim için hiçbir geçerliliği yok. Biz o rejimi zaten tanımıyoruz. Dünyada bu rejimi tanıyan kaç ülke var acaba. Hangi rejimle iş tutarak İran oraya girip bunun meşru bir adım olduğunu iddia ediyor, öncelikle bunu kendilerinin muhasebesini yapması gerekiyor. 600 binden fazla insanın katili olan bir rejim ile iş tutarak bunun uluslararası ilişkiler açısından meşru bir tutum olduğunu düşünüyorlarsa bu İran'ın karar vermesi gereken bir konudur. Zaman zaman ülkemize yönelik İran tarafından gelen açıklamaları takip ediyoruz. Biz çatışmadan, çatışmanın tırmandırılmasından yana değiliz. Türkiye'nin Suriye ve Irak sahasında terörle mücadele konusunda pozisyonu ortadadır. Bu tür ülkeler Türkiye'yi eleştirmek yerine Türkiye'nin DEAŞ'la mücadele konusunda ortaya koyduğu çabayı ve fedakarlığı taktir etmeliler. Bir çok ülke DEAŞ ile mücadele kılıfı altında bölgeyi dizayn etmeye çalışıyor, vekalet savaşları yapmaya çalışıyor, alan elde etmeye çalışıyor. Bunun sonuçlarını da görüyoruz, İran'ın Körfez ülkeleri ile bölge ülkeleri ile ilişkilerinin neden sıfırlanma noktasına geldiğini onların taktir etmesi gerekir. Bizim ulusal güvenliğimizi tehdit eden bir unsur varsa bu ister Halep'te, ister Telafer'de, Sincar'da, Rakka'da olsun Türkiye bunun gereğini her zaman yapar. Bunun için de başka ülkeden izin almak durumunda değildir.

NELER OLMUŞTU?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahreyn ziyareti sırasında İran'ın Irak ve Suriye'de "Pers milliyetçiliği" politikası izlediğini söylemişti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Münih'te İran'ı "mezhepçilik yapmakla" eleştirmişti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi ise İran'a yönelik Türkiye'den yapılan açıklamalara tepki göstererek, "Türkiye konusunda sabırlı davranıyoruz; ancak, sabrımızın da bir sınırı var. Türk dostlarımız bu tip ifadelerini tekrarlarsa biz de susmayıp karşılık vereceğiz" demişti. İran ayrıca aynı gün Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi'ni Dışişleri Bakanlığı'na çağırmıştı.
Önceki gün konuşan Türk Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Müftüoğlu ise İran'la ilgili, "Ülkesine mülteci olarak sığınan insanları dahi savaş alanına sürmekten çekinmeyen bir ülkenin bölgedeki gerginliğin sorumlusu olarak başkalarını itham etmesi kabul edilebilir değil" ifadelerini kullanarak, Kasımi'ye yanıt vermişti.

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, Türkiye'nin Suriye konusunda planladığı hedeflerine ulaşmadığından bu tip (sert) açıklamalara başvurduğunu söylerek şunları kaydetti:
"Türk makamları Şam'a gidip Emevi Camisi'nde namaz kılmak istiyordu ancak beklentileri gerçekleşmedi ve asla da gerçekleşmeyecek. Kazanan Suriye halkı ve devleti olacak. İzinsiz ve davetsiz bu iki ülkeye girenler buralardan çıkmalılar. Ya kendileri çıkar ya da Irak ve Suriye halkı onları çıkarır" dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, bu açıklamalara şu şekilde cevap verdi:
İran bizim önemli komşumuz. Uzun bir sınırımız var. Hem ikili ilişkilerimizde hem bölgesel sorunlarda İran'la hep diyalogda olduk. Ancak İran'ın nüfuz elde etme çalışmalarını görmezden gelmiyoruz. Oraya rejimin davetiyle gittik argümanın bizim için hiçbir geçerliliği yoktur. Hangi rejimle iş tutarak İran bunu iddia ediyor, bunun muhasebesini yapması gerekiyor. 600 bin insanın katledilmesiyle ilgili bir hükümetle iş tutmak ne kadar meşrudur? Bizim DEAŞ'la mücadelemiz, çabamız, verdiğimiz şehitler ortada. Kobani meselesi gündeme geldiğinde bütün dünya Kobani dedi. Bunu bir planın parçası olarak yaptılar. Türkiye bugün DEAŞ'la en ön safta çarpışan bir ülke. Bunu takdir etmek yerine zaman zaman Türkiye'ye dönük hiç dikkate almadığımız eleştiriler geliyor. Devlet adına konuşurken verilerle ve ciddiyetle konuşacaksınız. Biz kendi ulusal güvenliğimiz, bölge ve Suriye halkının geleceği için çok ciddi mücadele veriyoruz.
Başbakan Binali Yıldırım da "İran ile karşılıklı bir kriz çıktı. İran ile ilişkiler Cenevre'yi olumsuz etkiler mi?" sorusuna şöyle cevap verdi:
Öyle zannetmiyorum. Bizim oradaki duruşumuz net. Herkes kendi alanına baksın.
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.