İşte ikilinin ifadeleri...

Mahkeme davanın 1 Nisan'a ertelendiği duyuruldu.

İşte ikilinin ifadeleri...

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün yargılandığı MİT TIR'ları davası 1 Nisan'a ertelendi. İstanbul Adalet Sarayindaki 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmanın sonunda verilen bu karara izleyenelr tepki gösterdi.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE MİT DE DAHİL OLDU
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül'ün yargılanmasına devam edilen dava ile ilgili oy birliği ile bazı kararlar aldı. Buna göre;
- Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 182/2 hükmü gereğince ''milli güvenliğin zorunlu kılması ve siyasi casusluk davası'' olduğu ve ''Selam Tevhid'de Kumpas'' davası ile ''Mit tırlarının durdurulmasına ilişkin'' Yargıtay'da görülen davaların kapalı yapıldığı gerekçesi ile davanın tüm duruşmaları kapalı yapılacak.
- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MİT Müsteşarlığı'nın müdahillik talebi kabul edilecek.
DURUŞMAYA GAZETECİLER İZLEYİCİ OLARAK KATILDI
Adliyenin en büyük salonunda görülen Duruşma salonu tamamen doldu. Bazı izleyiciler duruşma salonu dışında kaldı.
TOPLANAN GRUP DESTEK VERDİ
Can Dündar ve Erdem Gül duruşma salona girdiğinde izleyiciler tarafindan "onurumuzsunuz ,bravo" şeklinde sloganlarla alkışlandı.
MAHKEME SALONUNDA MİLLETVEKİLİ KRİZİ
15.00'e kadar ara verilen duruşmada CHP'li ve HDP'li milletvekilleri salondan çıkmadı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekillerinden Hacı Hasan Bölükbaşı, davaya müdahil olmak istediklerini belirten milletvekillerini, çıkmaları için ikna etmek üzere salonuna geldi. Mahkemenin kararını hatırlatan Başsavcı vekili Bölükbaşı, vekillerin dilekçelerini sunduktan sonra salondan ayrılmalarını istedi. Yaklaşık bir saatlik ikna çabaları sonunda milletvekilleri salondan çıkmayınca mahkeme heyeti duruşma salonuna geldi. Ara kararını okuyan mahkeme, duruşmanın 1 Nisan'a ertelendiğini duyurdu. Heyet, uyarılara rağmen salondan ayrılmayan milletvekilleri hakkında "Kendilerine kapalı olan duruşmadan çıkmayıp, yargılamayı engelledikleri gerekçesiyle adil yargılamayı etkilemeye teşebbüsten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunacağını" açıkladı.
CAN DÜNDARIN İFADESİ
Can Dündar, savunmasında, 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyetine hitaben "Vereceğiniz karar Türk yargısının bağımsız olup olmadığını da kanıtlayacak" dedi. Can Dündar, duruşma öncesinde gazetecilere dağıtılan yazılı savunmasında tutuklanmalarına yol açan haberle ilgili olarak, "Bir devletin polis, jandarma ve istihbaratçıları, silah dolu bir TIR önünde güpegündüz, ortalık yerde, birbirine silah çeker ve çatışmanın eşiğine gelirse, kusura bakmayın, bu, dünya çapında bir skandaldır ve çok büyük bir haberdir. Dünyanın her yerinde gazetecilere sorabilirsiniz. Bu haberi yapmayana gazeteci denmez" ifadelerine yer verdi.
Can Dündar'ın savunmasından öne çıkan kısımlar şöyle:
"Bugün vereceğiniz karar dünyanın gözleri önünde Türk yargısının bağımsız olup olmadığını da kanıtlayacak. Bir devletin polis, jandarma ve istihbaratçıları, silah dolu bir TIR önünde güpegündüz, ortalık yerde, birbirine silah çeker ve çatışmanın eşiğine gelirse, kusura bakmayın, bu, dünya çapında bir skandaldır ve çok büyük bir haberdir. Dünyanın her yerinde gazetecilere sorabilirsiniz. Bu haberi yapmayana gazeteci denmez. Hükümet işlediği suçun, istihbarat teşkilatı beceriksizliğinin hesabını vereceği yerde, suçu ortaya çıkaranlara saldırmayı tercih etti. Suçlular değil, biz karşınıza geldik. Bu ortamda hem adil karar vermek, hem yargının en kudretli şahsiyetten bile bağımsız olduğunu ispat etmek hem de basın özgürlüğünü gözetmek sorumluluğuyla karşı karşıyasınız. Ve bunu bütün dünyanın gözünün çevrildiği bir duruşma salonunda yapacaksınız. Hayatı boyunca adil olmaya özen göstermiş bir gazeteci olarak, sadece şahsım değil, aynı zamanda mesleğim adına, tarih ve yargı huzurunda beraatımı talep ediyorum."
ERDEM GÜL'ÜN İFADESİ
Erdem Gül'ün savunmasının öne çıkan kısımları şöyle:
"Biz bu iddianamenin şüphelisi, suçlusu değiliz. Ama gazeteciyiz. Gazeteciden suçlu çıkarma mantığının bu mahkemeden döneceğine inanıyorum. Bu davada sanık olmayı yalnızca basın öve ifade özgürlüğünü savunmak için kabul etmiş sayıyorum kendimi. Mahkemenin bir mahkumiyet kararı vermeyeceğine inanıyorum. Gazeteci kendi işini yaptığı için suçlu kabul edilemez. Bizim iki gazeteci olarak bu kadar ağır cezalarla yargılanmamız aslında üklemizdeki basın için de ağır bir yaptırımdır. Bu dava bu nedenle kişisel olmanın sınırlarını aşmıştır. Artık gazeteciler bazı haberler için sırf bu dava sürdükçe haber yazmaya yazı kaleme almaya cesaret edemeyecektir. Bunun basın dilindeki anlamı koyu bir oto sansürdür. Ve halkın haber alma ve bilgilenme hakkının gaspıdır. Benim kişisel olarak suçlandığım haberim ayrıca bir adli soruşturma dosyasındaki kriminal rapordur. Ben bu raporu haber yaptığım için bu kadar ağır suçlamalarla karşınızdayım. Bu iddianame o kadar ciddiyetsiz ki savcılık 4 aylık dava açma süresini kaçırdığı için 15 Ekim tarihli gazetenin bana ait olmayan manşetini de şahsıma atfederek delil diye karşınıza iddianame olarak koyabilmiştir. Bu savcılığın işlerini ne kadar ciddiyetle yaptığının göstergesidir. Son olarak sıfatında bağımsız ve tarafsız nitelikleri bulunan iki kurum var. Biri yargı biri de basın.Biz şimdi bağımsız ve tarafsız ve de özgür basının temsilcileri olarak bağımsız ve tarafsız yargının karşısındayız. Bağımsız ve tarafsız yargıdan basın özgürlüğü adına suçlamaları düşürerek bizi beraat ettirmesini talep ediyorum. Gazetecilik adliye binasından çıkarılmalı, yargı, adliyeye düşürülmek istenen basını adliyeden çıkarıp haber kovaladığı kendi mekanlarına göndermelidir."

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.